İğneyi Dışarda Aramak
- 29-09-2015
- KATEGORİ Tuğba Akbey İnan
- YAZAR Tuğba Akbey İnan

Peki mutlu muyuz? Antidepresan kullanışındaki artışa, evliliklerin gidişatına bakılırsa evet demek pek mümkün gözükmüyor. Bu fıtratın tersi bir işleyişle var olmaya çalışmak ve ne aradığını bilmeden yaşamak sanki. Daha çok yer gören, daha çok seminere katılan, daha çok kursa giden, daha çok şey bilen, daha kalabalıklarda yaşayan, kendinden hızla kaçan ve bildikleri içlerindeki acıyı dindirmeyen insanlara dönüşüyoruz.
Bu Nasrettin Hoca’nın iğneyi ahırda kaybedip dışarda aramaya çalışmasından farklı bir şey değil. İçerisi karanlık diye, kendimizi dışarda aramaya çalışmak bir bakıma. Çocuğuyla istediği bağı kuramamış, eşiyle çatışmasını giderememiş, insan ilişkilerindeki sorunları görememiş yani büyüyememiş yetişkinler olmak demek. Aynı zamanda “şükür” halini de kaybetmek.
Evden çıkmadığı için surat asarken, aslında o an, bir hastane odasında olabileceğini düşünmemek. Sağlıklı bir çocuğun, koşmasının, konuşmasının, haylazlıklarının, ağlamasının ne kadar büyük bir nimet olduğunu ıskalamak. O an yaşamak dahil, verilen nimetleri görememek. Başkalarının daha mutlu olduğunu zannetmek. Hepsi insani yanılgılarımız işte…
Böyle zamanlarda aklıma sıkça “Asr Suresi” gelir. Hüsran olmaktan kurtulmanın yolunun “ Hak’kı ve sabrı tavsiye etmekten geçtiğini” söyleyen çağrı... Dünyevi telaşların arasında, yaşadıklarımızı anlamlandırma biçimimiz, anlatma halimiz, dinleyenlerin paylaşımları hüznümüzü artırıyor sıkça… “Gez, toz, kafanı dağıt, bırak, daha iyilerine layıksın” cümleleri arasında kendimize mutsuzluk örmeye devam ediyoruz.
Oysa daha çok güven, daha çok şükür, daha çok bağ girmediği sürece hayatımıza, gözümüze dokunan her göz, sadece fotoğraf karesine yerleşen her an, yorgunluk olacak bize. Baktığımız her hayat bizden daha iyi, gördüğümüz her çift bizden daha mutlu gelecek gözümüze.
Dünya hızla dönerken kimse durmuyor aslında. Zaten maharetin hızlanmak olmadığını söylüyor artık sükûneti aramamızı tavsiye edenler. Ne kadar yavaşlarsak, ne kadar düşünürsek, hayatı ve insanı ne kadar iyi okursak o kadar kendimiz olacağız demek bu aynı zamanda. Çocukların bir an evvel büyümelerini istemek yerine, o anların kıymetini bilmeyi öğrenmenin, hazların peşinden koşmak yerine onları dizginlemenin kıvamını tutturmaya çalışmak gerekiyor.
devamı için;
http://www.gazetevahdet.com/igneyi-disarda-aramak-3680yy.htm
6 Yorum Yorum Yaz